bir garip imgeler

,
Sevgilim, senle ben, asgari ücretle çalışan bir babanın akşam televizyon karşısında kurulup eşine “çoraplarım nerede benim” dediğinde “nerede çıkardıysan oradadır” cevabını almasına neden olan çoraplar gibiyiz. Sen yatağın altına fırlatılmış, ben kanepenin kenarına sıkıştırılmış.


Tanrı nın unuttuğu bir çamaşırhane değil midir zaten hayat? Renkliler, beyazlara hep zarar verir.

Yıllarca ayakkabıların içinde unutulduk, ezildik-büzüldük, dayanamadı birçoğumuz, çok ilmek kaybettik çok.

Asgari ücretli çalışan babanın eşine “git getir lan şunları” diye çemkirmelerinde ümitlendik hep, kavuşacağımız günün heyecanı üzerine.

Sevgilim, senle ben, asgari ücretle çalışan bir kocaya sahip kadının Remzi Tuhafiye’ ye gidip “kardeş şunların naylonsuz olanından versene” dediğinde “buyur abla” cevabını almasına neden olan çoraplar gibiyiz. Rahşan’la Bülent, pembe ile panjur, yat ile kat, msn live ile mediaplayer gibi...

Kısacası; kafası güzel olup, gecenin bir yarısı eve dönen asgari ücretle çalışan bir babanın gördüğü objeler gibiyiz. Bizden başka milyonlarca türdaşımız olsa bile, yan yana anlam bulan çiftlerdeniz.

1 kez dedikodusu yapılmış:

inflack dedi ki...

insan sevdiği yazıları ne yapar diye düşünüyorum. kağıt üstünde olsa günlüğüme sıkıştırır ara ara okur baştan severim... sanal alemin sanal feyvırıtsına mı ekliyeyim de hakaret mi edeyim ben bu yazıya? ne yapayım bilemedim ki ben şimdi...