işte yine gidiyorum

,
Cezayir asıllı fransız öpücüklerinin, bira ve çayın sulandırdığı mide asitlerinin, sarılarak karşı pencereye uçuşturduğumuz pirelerin ömrünün ayrılık kavramına devredilişi bugün..
Adem in dünyayı terkedişi, Havva nın elma bahçelerinde kayboluşu..

İki dağın birbirine küstüğü, dağlardan birinin kırk fare doğurduğu, kimsenin hiçbir şeyden haberinin olmadığı, akreple yelkovanın üst üste geldiğinde sevgililerin birbirini düşünmediği bir zaman dilimindeyiz..

Kalbimin son kullanma tarihi gelmiş, artık istesekte karnımızı doyuramayız!
Kalbimiz doymuş, tanrımıza hamdolsun, tabaklar kırık, milletimize hamdolsun, şimdi kadehler bomboş..

Afiyet olsun..


Yazının icadıyla bugüne kadarki diğer ayrılıkların yanına bırakıyorum kırkı çıkmış sevgimizi, ikimizi aynı harflerle içine alan telefon rehberimizi, empati yoksunu triplerimizi.. Aramızdaki tüm veri transferlerini ikimizden başkasının anlayamacağı şekilde dillendirecek sembolist bir şair olamadım belki, ateist bir mümin, marksist bir Gestapo olamadığım gibi.. Dinle beni sevgili ülkem, dinleyiniz sayın ilçe milli eğitim müdürüm ve yüce romalılar! Ses veriyorum, korkma!!


Yerindedurmaz bir çocuktum kendi zaman dilimimde.. Öyle böyle değil, hiper aktiftim diyorum..Evde kendi imkanlarımda demokrat bir sol açıktım..Beşebeş mahalle maçlarında platonik golcülük oynardım.. Yarım saatliğine dağılırdı eşraf, herkes doğru öğle yemeğine.. Canı sıkılan bense doping niyetine mutfağa koşardım.. Alelacele stoklardım buzdolabını mideye, yoğurdu pilava boca eder, tabağımı bitirmeden kaçardım.. "yarım bırakma tabağındakileri" derdi annem, "arkandan ağlarmış".. aklımda mahalle maçı, yetişmem gereken bir oyun ve bacağımı şişirirme bedeliyle atacağım goller dururken gözüm ne görecek başka? "doydum işte.. bitirdim, gidiyorum" deyip koşardım..


Bitmeden gidiyorum bu sefer, seni de bitirmeden gidiyorum..
Önümde bir beraberlik.. Yarım kalmış..
Arkasında küçük bir kız.. Arkamdan ağlarmış..

1 kez dedikodusu yapılmış:

Özgür Ceren Can dedi ki...

Heyhat!