Baba Olunca Ağlarsın

“Şimdiden bu kadar ağlarsa ...”
Susmuş kalmıştı işte, devamını getirememişti bir türlü. Dünyanın bin bir türlü hâli, şimdiden düşünüyor besbelli.

Elindeki plastik bardağın kahve dolu kısmı(olumlu olan) azaldıkça, şeffaf kısım doğumevinin rengiyle doluyordu. Şöyle bir havaya kaldırıp “Bukalemun gibi şu meret, nereye tutarsan orayı gösteriyor” dediğinde kimse onunla ilgilenmedi; her biri başka elinin başka parmağından başka biçimde tırnağını kemiriyordu.

Çok ağlıyordu ama, çok. Gelir gelmez sevmemişti işte dünyayı.

“Hemen de büyürler, gözünü kapamaya fırsat vermeden. Bir bakmışsın okula başladı derken, yanında bir herifle gelir de anlayamazsın olanları.” Kolay mıydı kız çocuğu büyütmek? Sıfatlar sıralanıyordu gözünün önünde bir bir. 'Zor' geçiyor şimdi, şeridin ortalarına doğru 'daha zor' geçiyor. Her daim geçiyor ama 'sabır'.

Durum zarfları aldı yerini sonra: 'Gizli Özne'si olacak elbet, söylemeyecek hiç. Şimdi bizi de beğenmez! Saçları da uzayacak ama, ipek gibi olacak.

"Bırakmam ki onu kimseye, işten eve gelene kadar baksa annesi kâfi. Saatler nasıl geçecek bilmem, ya o beni bekleyecek mi? Apartmana girişimde anlayacak mı ayak sesimden, koşacak mı hemen kapıya?
Ya kapıyı görürse, görüp öğrenirse? Açmak isterse sonra, açıp evimden kaçmak isterse? Giderse ya da gidip geri gelmezse? Başka bir şehirde okur, başka bir yerde olursa...
Duymazsa ya beni?
Dizime mi söyleyeceğim kızımı sevdiğimi?
Ya sesim çıkmazsa? "


Canan Erbil - Mémoire Involontaire

Load disqus comments

0 yorum var