Hiç işte!



Unutmaya yüz tuttuğum bir takvim her yıl onar gün geriye gidiyor diye yarın seni görmeye gideceğiz. Kalbim çarpıyor, hâlâ çekiyorsun ayağımın altından o küçük ve kocaman dünyayı. Bence ölmemeliydin ve ölüm matematikten hiç anlamıyor. Oysa ölüm uzak ve yakındı bize, ben Deniz'lerden bahsederken sen adını Adnan'dın.

Eğer kaldıysa kaşlarını çat ve sinirli bak baba. Her zaman yaptığın ne varsa yap, yaşamaktan başka. Elinden geliyorsa, elin kaldıysa... Çünkü hiçlik'tesin. Adem değilsin ki topraktan gelip toprağa gideceksin.

Yavaş yavaş normale dönüyorsun. Yokluğunun ilk ayındaki peygamber mertebesinden iniverdin. Kusurların konuşmaya başladılar ve tekrar babam oldun. Eksikliğin yine eksikliğin, yokluğun yokluğum. Fazla uzağa gitmiş olamazsın, buraya bilindik bir espri gelecek.

Nasıl mıyım? Zeki Müren'in kırk beş dakika bitmek bilmeyen şarkısı gibi, her gece, durmadan, hep sana, hep seni... Nasıl mıyım? Annem hapşuruyor ve bil bakalım kim çok yaşa diyor?

5 no'lu kapıdan gireceğim, ilk açık sağa dönüşü görene kadar devam edeceğim, sonra sola dönüp yattığın yeri elimle koymuş gibi bulacağım. Elimle koydum, kimi kandırıyorum?

Biraz konuşmamız lazım. Ne var ki artık asla karşılaşamayacağız. Bir hayat bittiğinde özlemek, hayat boyu sürüyor. Hayat mantıktan hiç anlamıyor baba. Benden bir tane daha olduğunda sen olacağım. İki hâlin imkansızlığı... Gel gömelim seni tarihe desem? Kelimelerle oynayamazsın, yerin dar.

Neyse, kalanını yarın konuşuruz, gitmek istemiyorum ya yanına, sanki hiç oraya gelmeyecekmişim gibi, kolay mı kabullenmek, insan kendine yakıştıramıyor, dört köşe mermer iki avuç toprak görünce geçer mi özlemek, dünyada olan da ölen de dünyada kalıyor, hiç işte!
Read more

Ticari İşletme

Gözlerin sözlerime
hür teşebbüsün kaleleridir!
Sana pazar günleri açılacağım.

İsmi Nazım Değil
Read more

Hapşıranlar ve Kalbi Bir Saniyeliğine Duranlar İçin

"Nasılsın?" sorusuna "iyiyim"den başka cevap bulamayacak kadar fena olduğunuz zamanlar vardır. Var mıdır? Bende biraz olacak! Yok mu canı çeken? Kim istesin! Fena yerine erik olsaydım bunlar başıma gelmeyecekti ya, neyse... Bu kadar soru, kısa cevap ve kendimle konuşmam sanıyorum okur için can sıkıcı olacaktır. Canım okur! Misafirliğe gittiği evde ufak çaplı bir aile tartışmasının ortasında kalmış gibi hisseder kendini. Oysa usta yazar, marketteki makarna reyonunun hemen yanına ketçap ve mayonez çeşitlerini koyabilendir.

İnanma! Dikkatli okur bu sözü bir önceki paragraf sonuna bağlayacaktır ama gerçekte hiç de öyle değildir. Bakın nasıl da yanılabiliyoruz. İnanma. Gözleriniz görse, okusanız; kulaklarınız duysa, dinleseniz; Kurtuluş Parkında bir Cumartesi el ele tutuşup dokunsanız bile.

Çok yaşa okur! (Lütfen bu sözümü bir kenara yaz, ileride mutlaka lazım olacak)

Benim aklım pek basmaz ama dünyanın basit bir denklemi vardır. Dünyaya bir kere gelirsin ve onun en az iki kere ayaklarının altından kayıp gidişine şahit olursun. Allah o kaydırağa sıralı biniş nâsib etsin ey okur!

Unutma! Ölüm bir son değildir, fakat yalnızca hayatta kalanlar için.

Read more

Kayıkcı Ahmet Nasıl Kaybolur? II

Babamı kaybettikten kısa bir zaman sonra, kendimi, etraftaki hemen herkesi teselli ederken buldum. "Üzülme" dedim "bedenen hiç acı çekmediği bir hayatı yaşadı."; "Kendini suçlama" dedim "babam hiç kin tutmazdı." Sahi, bunu neden yapıyordum?
Read more

Dünlerin Getirdiği IV

Otuzlu yaşlarıma geldiğimde, "nasılsın" sorusu sorulmadan anlatılan her hâlin en korkunç ilk yardım çağrısı olduğunu anlamıştım. Altmışımda ölürken "bu sefer iyi kaybettik" diye ağlamıştım.

Yaşadığım hayatın henüz bir numarası olmayabilir fakat tüm renksizliğine rağmen onu seviyorum. Hiç beklemediği bir anda ellerinden tutup "Ne olursa olsun, sen benim hayatımsın ve bu asla değişmeyecek!" diyorum. Beni anladığını düşündürecek hareketler ve olaylar meydana getiriyor. Sonra, uzun süre konuşmuyoruz.

Tüm bunlar olurken bir kadın beni seviyor. Ben başka bir kadını seviyorum. O ise başka bir adamı seviyor. O adamı hiç sevmiyorum. Zaman bu şekilde akıp giderken; birbirinin fotokopisi olabilecek ilişkilerime vurulu "aslı gibidir" mührünü görmezden gelemiyorum.
Read more

Dünlerin Getirdiği III

Gecenin bir vakti uyanıp da yapacak hiçbir şey bulamadığımda, en iyisi mi kendimi tarttığımda; gün geçtikçe kötü bir adam olmuşluğumu 'epistemoloji'den çok daha rahat anlıyorum.

"İyi" denilen şeyi bir hâl, bir olay olarak düşünmeyip bir "kişi"ye indirgeyen; o kişinin kaybıyla "iyi"liğini kaybeden herkesin içine düştüğü çukurda olduğumu biliyorum. Biliyorum çünkü, ancak sigaramı yakmaya çalışırken etraf aydınlanıyor.

Yine de ben, her güne esirgeyen ve bağışlayan arkadaşların adıyla başlıyorum.
Read more

Dünlerin Getirdiği II

Piri Reis'i pek severiz. Sırf arkasında var diye 10 liralık banknottan başkasını cüzdanımızda taşımaz, illa AVM'ye gideceksek Panora'ya gideriz. Dedik ya, sırf Piri Reis!

Ayın kırkı olmuş! Para mı kalır cepte? Bak bu lafı da Ali abimden öğrendim. Kipa'nın kıyı köşesinde oturup nohutlu pilav yedik. Otoparka geçerken Uludağ Kebap'ın önünde "Şşşş, zenginler! Biliyoruz çok şey değil ama, bir liraya pilav yedik lan!" diye bağıran cıvık ve mağrurlar bizdik.

"Fakirlik iyi bir şey aslında" dedim, "kimse seni kazıklayamıyor!"
"Ulan en fazla 1 lira kazıklanabiliriz be!" dedi Onur.

Kalan son sarma sigarayı da aramızda döndürdük. Biz Onur'la 7 yaşımızdan beri beslenme çantamızı paylaşırız.
Read more

Dünlerin Getirdiği I

Babama benzemekten çok korkardım.

Bir keresinde gülüşüme "aynı baban gibi gülüyorsun" demişlerdi de, ne yapacağımı şaşırmıştım. Neyse ki Mustafa abim vardı, bir süreliğine onun gibi gülerek mevzuyu kapatmıştım.

Durduğum yerden baktığımda babamdan 'biraz' daha başarılı, 'biraz' daha eline yüzüne bakılır, 'biraz' daha sanat sepetini doldurmuş, 'biraz' daha rüşd-ü ispata girişmiş, 'biraz' daha eli kalem dili kelam tutan bir adam olduğumu anladım.

Babamla aramdaki 'biraz'a bir ömrü sığdıracağımı hiç bilmezdim.
Read more

Bağış

Elbet bağışlanır bütün günahlar
Tanrı da bize bir hayat bağışlamadı mı?

İsmi Nazım Değil
Read more

İntifada


Ve ben bilirim taş, kağıt, makas tutarken ellerim
Taş demenin
Sapasağlam olmadığını
Filistinli çocuğun elindeki kadar

İsmi Nazım Değil
Read more

Baba Olunca Ağlarsın

“Şimdiden bu kadar ağlarsa ...”
Susmuş kalmıştı işte, devamını getirememişti bir türlü. Dünyanın bin bir türlü hâli, şimdiden düşünüyor besbelli.
Read more

Ufak Öykü: 8

3 rakamını gördü. "Anne! Bunun yarısı nerede?" diye sordu. Hayatta her şeyin bir eşi olduğunu sanıyordu. Böyle de çocuk işte!

Read more

ayna

Sevdiğim
bir ayna vereceğim sana
ellerinle saçımı tara!



İsmi Nazım Değil

Read more

Berşan Kebikeç

Navigation-Menus (Do Not Edit Here!)

Translate

Facebook

Popular Posts

Google+ Followers

Popular Posts